15 Mayıs tarihinden sonra veri paylaşımı ve gizlilik sözleşmelerini red eden kullanıcılarının erişim özellikleri kademeli olarak engelleyecek WhatsApp’a tepkiler büyüyor. Peki bu tepkiler ne kadar mantıklı?
İnternet teknolojisinin insan ayırt etmeden herkesin eline geçmesi bir çok tüketici sorununu göz önüne seriyor.

Para vermeden kayıt olduğunuz ve gün içerisinde aktif biçimde kullandığınız internet siteleri veya mobil uygulamalar, kayıt olurken “sözleşmeyi okudum ve kabul ediyorum” kutucuğunu işaretlemenizle sizin verilerini paylaşma izni alırlar.
Bilinen şirketlere veri paylaşmak tehlikeli mi?
Eğer Instagram, Twitter, Facebook, Netflix, Amazon, Pinterest, LinkedIn, Google servisleri ve Telegram gibi uygulamaları aktif olarak kullanıyorsanız verilerinizin tamamı size özel reklam üretmek amaçlı alınır ve üzerinizden ‘kuruş’ cinsinden kar elde edilir.
Sizden aldıkları verilerle size reklam sunmaları oldukça normal bir eylemdir. Önünüze; sizinle, maddi durumunuzla, konumunuzla, cinsiyetinizle alakasız reklamların çıktığını düşünürseniz bu oldukça rahatsız edici olurdu. Bu sebeple reklam amaçlı kullanılan verileriniz sizin yararınızadır, peki şirketlerin bundan ne yararı var?
İlk Önce WhatsApp’a bakalım:
2009 yılından kurulan WhatsApp; her gün 100 milyondan fazla mesajın atıldığı devasa bir platformdur. İnternet kullanıcılarının (Çin hariç) %69’u WhatsApp kullanmaktadır. WhatsApp 180 ülkede, 60 farklı dilde mevcuttur.
Facebook şirketi 2014 yılında WhatsApp’ı tam 19 milyar dolara satın almıştır.

Peki WhatsApp’ın gelir kaynağı ne?
WhatsApp Verilerinizi belirli reklam servisleriyle paylaşır. Örneğin WhatsApp, Facebook’a sattığı verilerle Facebook şirketine 2020 yılında 5 ila 10 milyar dolar arasında para kazandırmış. Bunun yanı sıra WhatsApp şirketi veri satışlarından 2020 yılında toplam tahmini 5.5 milyar dolar para kazanmış.

WhatsApp, Facebook’a satıldığı 2014 yılından beri gelirlerini net olarak kamuoyuna açıklamamaktadır, bu sebeple yanlış yönlendirmemek için fazla sayısal veri yazmayacağım.
WhatsApp yerine Telegram kullanma saçmalığı
Çok uzun süredir bütün uluslararası kuruluşlar veri gizliliği üzerine araştırmalar, geliştirmeler ve özellikle “analizler” yapmaktadır. Analiz yaparken dahi veri kullanmak zorunda oldukları için analiz-istatistik şirketlerinin samimiyetini sorgulamamız pek mantıksız olmaz.
Eğer hizmet bedavaysa, ürün sizsiniz demektir.
Anonim
Yukarıdaki alıntıdan yola çıkarak bedavaya hizmet veren bütün şirketler için ürün sizsiniz demektir. WhatsApp’ın gelir kaynağı ne kadar sıkıntılı bir konu olsa da Telegram’ın gelir kaynağının hiç söz konusu edilmemesi de büyük bir saçmalıktır.
Yani her iki şirket de sizin verilerinizi kullanır ve satar, bu onlar için normal bir şeydir, daha doğrusu bir iştir. Sizin mesajlaşmalarınız, resimleriniz, gönderdiğiniz ses kayıtları, videolarınız, yaptığınız görüntülü konuşmalar, sesli aramalar.. hepsi birer veridir ve yer kaplar.
Kendimden örnek vermem gerekirse, WhatsApp üzerinden gönderdiğim resimler veya bana gelen resimler telefonumda 6GB yer kaplamaktadır. Sildiğim fotoğrafları da hesaplarsam toplamda 8GB veri WhatsApp’ın veri depolarında durmaktadır.
En basit anlatımla; Siz, bu 8gb boyutundaki verilerinizi kendiniz depolamak isteseniz; 25TL civarlarında 8gb’lık flash bellek satın almak zorunda kalırsınız. Amerika’da 8GB’lik flash bellek’in 4 dolar olduğunu var sayarsak siz, WhatsApp’ın veya aktif olarak kullandığınız uygulamanın gözünde 4 dolarlık bir zararsınız demektir.
Bu uygulamalarda hataya yer olmayacağı için sizin verilerinizden bir şekilde zararlarını karşılarlar. Örneğin internette gezinirken karşınıza çıkan reklamdaki ürünü beğenip üzerine basıp, siteden siparişini verirseniz ürünün fiyatına göre %1-2’lik küçük bir komisyon kesilir, verinizi paylaşan uygulamaya gider yada en basitinden reklamda çıkan ürünün üzerine basıp siteyi incelemeniz bilene kuruş cinsinden para kazandırır, veri paylaşan uygulamaya.
Bu şirketlerin zararı var mı?
Facebook, WhatsApp ve Instagram aynı kişiye yani Mark Zuckerberg’e bağlıdır. Zuckerberg’in sosyal medya da tröst olması hangi açıdan bakarsanız bakın korkutucu birer gerçektir. Sizin bireysel olarak verileriniz bu şirketler için herhangi bir şey ifade etmez fakat toplum olarak verileriniz yurt dışı tabanlı bir şirketin elindeyse bu büyük bir sorun göstergesidir. Yurt dışı tabanlı uygulamalar gitse, yerli uygulamalar gelse bu sefer de bu uygulamalar totaliter rejimlerin insanları yönetmek için kullanacağı veya kandıracağı araçlar haline gelebilir. Dolayısıyla bu tür verilerin aynı yere, insanlara, kuruluşlara ve devletlere bağlı olması büyük bir problemdir.
Ne yazık ki şuan Tiktok uygulaması hariç neredeyse bütün sosyal medya platformları Kaliforniya merkezlidir.
Neredeyse her hafta Avrupa mahkemelerinde Amerikan şirketlerine veri politikaları yüzünden para cezaları kesilmekte veya soruşturmalar açılmaktadır.
Dünyada ve çevremizde aktif olarak kullanılan bu uygulamalardan vazgeçemeyeceğimize göre birey olarak yapmamız gereken şey,
İnternet kullanırken; E-posta, SMS, banka kartı, şifre gibi önemli anahtarları marka değeri olmayan sitelere/tanımadığımız kişilere vermemek.
Sosyal medya kuruluşlarına karşı veri gizliliğini savunmadan önce kendi verilerimizi insanlara karşı korumamız gerekir.
