Geleceği tahmin etmek ve ileri görüşlü olabilmek her insana mutluluk veren bir erdemdir. Bu yazıda hiçbir yerde konuşulmayan bir gerçek üzerine yoğunlaşacağım, dijital eğlence sektörünün geleceği hakkında.
Zevk, bu hayatta insanın kişiliğini diğer kişiliklerden ayıran ve insanın hayatını şekillendiren yegane şey. İnsanlar veyahut organize bir şekilde hareket etmiş toplumlar, kendi çıkarları ve kendi zevkleri uğruna binlerce yıl boyunca kan dökmüştür.
Geçmişin dünyasında ata binmek bir zorunluluk iken bugün bir zevk işidir.
Bu gibi örneklerle geçmişteki zevkleri bugün ki zevklerle kıyaslamak basit olacaktır o yüzden bugün ki zevklerimizi gelecekteki zevklerimiz ile kıyaslamaya çalışacağız.
Size yapmaktan en çok zevk aldığınız şeyler nedir? diye sorsam vereceğiniz cevaplar muhtemel olarak:
gezmek,
film-dizi izlemek,
kitap okumak,
araba sürmek,
müzik dinlemek,
sohbet etmek,
cinsel ilişkiye girmek
uyumak,
kuralları çiğnemek,
Yemek yapmak/yemek veya oyun oynamak diyerek cevaplayabilirsiniz.
Yukarıya her kişilikte insanın zevk aldığı 11 şeyi yazdım, halbuki bu şeyler bir zevkten fazlası; bunlar sektör.
İnsanların zevklerinden para kazanmaya çalışılan bir dünyada yaşıyoruz, bu ayıp bir şey değil. Oldukça standart bir şey ve teknolojiyle de alakası yok.
Örneğin cinsel ilişkiye girmek bir zevkten fazlası, bu bir sektör.
Dünyanın en eski mesleği olan olan fahişelik bu sektörün merkezinde.
Tanımadığımız kadınlarla cinsel ilişkiye girip mikrop kapmamak için prezervatif üreten şirketler ise bu eski sektörün yenilikçileri.
Nitekim kitap okumak eski yüzyılların zevkiyken ve edebiyat sektörü toplumların kültürleri için oluşmuşken, 20.yüzyıl ile beraber bu kültürlerden oluşan film ve dizileri izlemek zevk haline geldi, 21.yüzyıl itibariyle dizi ve filmlere teknoloji diyemeyiz.
İlk önce trenlerin sonrada uçakların icat edilmesi ve 1945 itibariyle dünyanın merkezindeki savaşların bitmesiyle gezmek de bir zevk haline geldi. Haritalarda gördüğümüz en uzaktaki noktaları seyahat etmek, en sıcak çöllere yada en soğuk kutuplara ulaşmak… şehir hayatından doğa hayatına geçmek insanlara zevk veren şeyler oldu. Ve yine hepsi birer sektöre çevrildi. Aslına bakarsak gezmek zevki yine teknolojiyle alakalı değil, sadece çağın getirdiği bir zorunluluk (savaşların bitmesi, avrupa birliğinin kurulması, uluslararası uçuşların başlaması)
Merkezi yönetimlerle sahip ülkelerin vatandaşlarından elbette düzeni bozmayı zevk sayanlarda olacaktır; trafik kurallarını aşmak, anayasa kurallarını aşmak vs. Buna karşılık oyunlarda kullanıcıya vaat edilen şiddet içerikli zevk, teknolojinin bir örneğidir.
1880’li yıllarda ilk gramafonların müziklerle toplulukları eğlendirmesi, sonrada radyolarla yapılan müzik yayınları, televizyondan yapılan yayınlar, müzik çalarlarla yapılan yayınlar ve son olarak da internet aracılığı ile yapılan müzik yayınlarıyla müzik dinlemek için koca bir orkestrayı ve farklı farklı sanatçıları toplamaktan kurtulduk.
Peki artık nelerden kurtulacağız?
Artık bir zevki yaşarken aracı kişilerden kurtulacağımızı düşünüyorum.
Miladı dolmuş, monitörden okunmaya üşenen, uğuruna ağaçlar kesilmiş, okuması zaman kaybından başka bir şey olmayan bütün kitaplardan, Gezmek uğruna harcayacağımız para, zaman ve enerjiden, birbirini tekrarlayan, klasikleşen ve gelecekte hiçbir anlam ifade etmeyecek müziklerden, filmlerden ve oyunlardan kurtulacağız.
Bu yazıyı yazdığım 2021 yılı itibariyle bir çok film klasik düzeyde ilerliyor, yeni çıkartılan bütün diziler insanların hunharca tüketmesi için çıkarılıyor, çoğunluğu “kült” seviyesine gelemiyor, mesaj veremiyor.
Oyun sektörü birbirini tekrarlıyor, vaktini çaldığı çoğu kişiyi “işe yaramaz” bir kişi haline getiriyor, tükettirmekten başka hiçbir işe yaramıyor, eski dönemlerde teknolojinin şaşkınlığı içerisinde oyunlardan ve filmlerden aldığımız zevki bugün alamıyoruz.
Kitap okumak ise insanlara entelektüel bir aktiviteymiş gibi lanse edilip hayatı yaşayarak öğrenmek yerine evinde oturarak öğreten, başkalarının düşüncelerini aklımıza sokmaktan başka işe yaramayan, insanları daha da duygusallaştıran ve gereksiz yapan bir aktivite. Bu aktivite geçmiş zamanlarda ders vericiydi fakat bugüne kıyasladığımızda Dostoveyski’yi yada Tolstoy’u Hemingway’ı, Sabahattin Ali’yi, Stefan Zweig’i, Namık Kemal’i… bütün bu yazarlar dirilseler bu bizim açımızdan hiçbir anlam ifade etmezdi çünkü onlar yaşadıkları ile toprağa gömülmüş kişilerdi.
Artık kimse bu teknoloji devrinde 150 sene önceki Rus köylü-toprak sahibi çekişmesini okumak istemez, bu gereksiz bir eylemden başka bir şey değildir.
Gezme konusuna gelirsek, insanlar artık merakından çok popüler olduğu için gezmeye çalışıyor. Örneğin en çok turist ağırlayan ülke olan Fransa. Fransa da turist olarak giden insanları eğlendirebilecek, kültürlendirebilecek, maceraya davet edebilecek hiçbir şey yok.. ama yine de en çok gidilen ülke.
Mona Lisa tablosunun bulunduğu Louvre müzesini düşündüğümüzde İnsanların, internetten bakabileceği Mona Lisa tablosu için sıraya girip görmeye çalışması veya bir demir yığınıyla fotoğraf çekilmek için Fransa’ya gitmesi popüler kültürün sonucudur.
Daha detaylı biçimlerde ele alırsak, gezme etkinliği; kendi ülkesinde tüketen insanların başka ülkelerde tüketmeye devam etmesi.
11 ay boyunca gezmek için çalışan insanın hayali olan gezmek.
Yukarıda yazdığım bir çok gerçek bugün ele alındığında “dar görüşlü” bir açıdır ve bu sitenin kurallarına uymaz fakat dediğim gibi bugün ele alındığında. Yukarıda yazdığım ve insanlara zevk veren yöntemler önümüzdeki senelerde elbette evrilecek, yapmaktan zevk aldığımız şeyler robotlaşma hissi verecek yada zevk vermeyi bırakacak.
Bu yazıyı yazmamın asıl sebebi bu evrilişi tahmin etmek.
Evriliş Nasıl Olacak?
Gelecek 30 sene içerisinde Kitaplar, oyunlar ve filmler tek çatı altında birleşecek. Çünkü insanlar yeni çıkan oyunlardan ve filmlerden zevk almayacak, kitap okumaya vakit ayırmayacak doğal olarak yeni bir teknolojinin doğması da kaçınılmaz olacak.
Burada bahsedeceğimiz teknoloji yeni değil, 1950’li yıllardan beri geliştirilen bir teknoloji: Sanal ve Arttırılmış Gerçeklik teknolojileri.
Yukarıda “Zevk alırken aracılara ihtiyacımız olmayacak” yazmıştım, bunun derin açıklaması şöyle, örneğin oyun oynarken yada film izlerken ana karakter siz olacaksınız ve o dünyada kendi benliğinizle hareket edeceksiniz.
30 senenin sonunda Film ve kitap sektörleri, oyun sektörü üzerinden ortaklaşa bir anlatım gerçekleştirecek ve birleşen bu 3 sektörde ana karakter “siz” olacaksınız. Sanal gerçeklik gözlüklerinin ilerlemiş haliyle oyuna bağlanacaksınız, arttırılmış gerçeklik sayesinde aldığınız darbeleri hissedeceksiniz, girdiğiniz oyunlarda farklı evrenler olacak. Yeri gelince farklı bir ülkede gerçekmiş gibi dolanacak, yeri gelince sanal seks yapacaksınız, online bir şekilde arkadaşlarınızla buluşabilecek, tokalaşabileceksiniz. Şuan ki oyunlarda olduğu gibi sanal gerçeklik sayesinde banka soyabilecek, Silahla katliam yapabilecek, araba çalabilecek ve araba sürebileceksiniz. Arabadan gelen dijital motor sesi kulaklıklarınıza işleyecek ve gerçek araba sürerken aldığınız zevkten daha fazla zevk verecektir. Geleceğin teknolojisinde gerçekleştiremediğiniz her şeyi gerçekleştirmeniz mümkün olabilecek.
Yazdığım şeyler cezbedici gibi dursa da geçmişe oranla insanlar daha fazla tüketici olacak ve gerçeklikle sanallık arasındaki dengeyi şaşırabilecek ve bu kitlelerin kötü sorunlar yaşamasına sebep olacak.
Elbette bunlar bir füturistik düşüncenin parçası.. fakat insanoğlu zevk aldığı şeylerden bir zaman sonra sıkılmaya eğilimlidir, zaman doluyor.
Günün Önerisi: Sanal ve Arttırılmış gerçeklik teknolojilerinin aktif olarak gösterilmiş olduğu Steven Speilberg‘in yönettiği Başlat: Ready One Player filmini izlemenizi kesinlikle önerirken, ek olarak da: Black Mirror dizisinin White Christmas bölümünü izlemenizi tavsiye ederim.
