Marmara Denizinde ne oluyor? Müsilaj; nedir? nasıl ortaya çıktı? Çözüm önerileri

Marmara denizinde su yüzeyine çıkan Deniz Salyası herkesi korkuttu.
Deniz Salyası(Müsilaj); Erdek, Yalova, Mudanya, Gemlik, Gebze, Gelibolu, İstanbul ve Adalar sahillerini kapladı.

Deniz Salyasının çıkış nedeni olarak 2 neden öne sürülüyor:
1.İklim Değişikliği
2.Denize bırakılan insani ve sanayii atıklar.
Deniz Salyasının bölgede yaşayan insanları doğrudan etkilemese de dolaylı olarak etkileyeceği belirtiliyor. Dolaylı olarak balıktan insana herhangi bir hastalığın geçmesi söz konusu.

Prof. Dr. Mustafa Sarı

Mustafa Sarı, misülaj oluşumundaki temel üç faktörü şöyle sıraladı;

Birincisi, Marmara Denizi’nde bu yılki ortalama suyun sıcaklığı, 40 yıllık sıcaklıkların 2,5 derece üzerinde. Sadece Marmara değil, Akdeniz denizler sistemi komple sıcak. Ancak en yükseği şu an Marmara Denizi. Bunun da nedeni küresel iklim değişikliği.

İkincisi, Marmara Denizi orijinal yapısı gereği durağan bir deniz. Yani dip ile yüzey arasındaki karışımlar, sirkülasyonlar sınırlı. Çünkü dibinde Akdeniz’in suları var. Güney’de Çanakkale Boğazı’ndan girip İstanbul Boğazı’ndan Karadeniz’e çıkıyor. Yüzeyde ise Karadeniz’den gelen sular var. Kuzey’den geliyor, İstanbul Boğazı’ndan Çanakkale Boğazı’na oradan Ege ve Akdeniz’e doğru akıyor. Yüzeydeki Karadeniz suları az tuzlu, organik madde olarak zengin ve hafif. Bu yüzden yüzeyden akıyor. Marmara Denizi’nin ortalama ilk 25 metresi Karadeniz kökenlidir. Onun altında ise ağır, besince fakir ama ağır Akdeniz suları var. Güney’den Kuzey’e doğru akıyor.

Tuzlulukları, besinleri farklı bu iki su tabakası, arada tampon tabaka dediğimiz tabaka tarafından ayrılıyor. İşte bu tabaka iki suyun birbiri ile karışmasını engelliyor. Normalde denizlerde yüzey ile dip zaman zaman karışır. Yüzeydeki akıntılar ise neredeyse Karadeniz’den gelen sularla ilintili. Yani ana etken Karadeniz’den gelen suyun miktarıyla ilişkili. Marmara Denizi’nin orijinal yapısı zaten durağandı. Bunun üzerine küresel iklim şartları da eklenince denizdeki durağanlık normalin üstüne çıktı.

Üçüncüsü, Marmara Denizi’ni uzun yıllar atık denizi olarak kullandık. Marmara Denizi’nin çevresinde 25 milyon insan yaşıyor. Bunların bütün atıkları doğrudan yada dolaylı olarak denize gidiyor. Türkiye endüstrisinin neredeyse yarısı Marmara Denizi’nin çevresinde. Bu atıklar yine denize gidiyor. Bölgede çok yoğun tarımsal faaliyet var. Gübre, zirai ilaç ve kalıntıları yağışlar ile denize gidiyor. Ne oluyor Marmara Denizi’nin azot-fosfor yükünü artırıyor. Besin elementleri bunlar aynı zamanda. Şimdi bu üç tane tetikleyici olduğunda, denizdeki biyolojik süreçlerin başlangıcı olan fitoplankton gruplarından bazıları hızla çoğalmaya başlıyor. Bu azotu ve fosforu tüketmek için. Bize yardım etmeye çalışıyorlar aslında.

Fitoplankton gruplarının bazıları evet misülaj üretiyor ama, aslında bunlar şu an soluduğumuz havanın neredeyse yarı oksijeni üretmekte. Denizlerdeki fitoplankton grupları olmasa nefes aldığımız havanın içindeki oksijen yetmeyecektir. Karalardaki ormanlar bunu sağlayamıyor. Oksijenin kaynağı denizler. İşte bu gruplar hızla çoğalarak denizdeki azotu, fosforu tüketmeye çalışıyor. Bunların bazıları hızlı bazıları da yavaş tükeniyor. O hızlı yavaş dengesi bozulduğunda elementler arasında stres şartları ortaya çıkıyor. Fitoplankton da kendisini korumak için salgı bırakıyor. İşte üçüncü tetikleyicide böyle ortaya çıkmış oluyor.” dedi.

Mustafa Sarı’nın açıklamalarına paralel olarak Prof. Dr. Yeşim Büyükateş, “Müsilaj olayı; biyolojik, kimyasal ve fiziksel şartlar uygun olduğunda çeşitli denizel organizmaların çoğalması sonucu ortaya çıkan doğal bir olay. Belirli iklimsel ve tropik koşullar altında çeşitli denizel organizmaların ürettiği, organik maddenin düzensiz olarak birikmesi durumu. Genellikle fitoplanktonik organizmalardan diyatomların sayılarını arttırmasıyla oluşan bir olay” dedi.

Prof. Dr. Yeşim Büyükateş

Deniz salyasının ilk kez değil geçmiş yıllarda da çok görüldüğünü ifade eden Prof. Dr. Büyükateş, “Bu olay tabii ki yeni bir olay değil. 1700’lü yıllardan beri Adriyatik Denizi’nde gördüğümüz bir olay. 1980’li yılların sonlarından itibaren, özellikle yaş aylarının başlangıcında biz bu olayı görüyoruz. Ülkemizde ise Çanakkale Boğazı ve Marmara Denizi’nde 1994 yılından bu yana yoğun olarak karşılaştığımız bir durum. 2007 ve 2008 sezonunda da benzer bir süreci yaşamıştık ve o dönemde de bu müsilaj olayının uzun süre devam ettiğini gözlemledik. Özellikle durgun hava şartlarında ve rüzgarın az olduğu durumlarda bu olayı yoğun olarak görüyoruz. Çeşitli şekillerde akıntılar veya rüzgar vasıtasıyla yayılmış olarak biz bunları görüyoruz. Rüzgarın etkisi arttığında yavaş yavaş bu olayın sonlandığını görüyoruz. Aslına bakarsanız doğal bir süreç” diye konuştu ve uzun vadeli çözüm önerisi olarak da: “ekolojik, sosyolojik ve ekonomik etkilerini en aza indirebilmek için. Öncelikle, evsel, endüstriyel kanalizasyon atıkları ve sintine suları denizi kirletici etkenleri, süreklilik söz konusu olmalı ama özellikle müsilajın olduğu dönemlerde deşarjın azaltılması gerekiyor” dedi.

Bir çok kaynak, yaz mevsiminin ilerlemesiyle deniz salyasının biteceğini ön görürken, diğer kaynaklarda deniz salyasının artacağını ve Karadeniz’e ilerleyeceğini öne sürüyor.

Çözüm Diplomasi de..

İklim sorununu tetikleyen ve deniz salyasının 2.nedeni olan insani ve sanayii atıkları sorunları çözülse de Karadeniz ülkelerinin atıkları engellenmek zorundayız.
Başta Karadeniz’in kuzeyini radyoaktif atık çöplüğü haline getiren Rusya ve Ukrayna olmak üzere Karadeniz’e kıyı olan ülkelerle “birlik” oluşturulmalı ve bu ülkelerin denize atık boşaltmalarını engelleyecek çözümler bulmalıyız.

Dünyanın en kirli Denizi: Karadeniz

Karadeniz on yıllar boyunca kıyı devletlerinin endüstriyel, tarımsal ve nükleer atıklarının boşaltım çöplüğü oldu. Denizdeki ekosistem bitme noktasına geldi ve bir çok yabancı haber/araştırma şirketi Karadeniz’i dünyanın en kirli denizi ilan etti.

Kirli bir denizin etrafında sağlıklı hayat olmaz!” diyen Prof. Dr. Naci Görür, Aslında bütün Orta Avrupa’nın atıkları nehirler üzerinden Karadeniz’e geliyor. Karadeniz dünyanın en kirli denizidir. 200 metre altında hayat yoktur. Ve Karadeniz’deki atıkların bir bölümü de Boğaz’dan geçerek Marmara’ya geliyor. Dolayısıyla ortaya çıkan hadisede Karadeniz’den kaynaklanan kirlenme boyutunu da muhakkak dikkate almalıyız” diye konuştu.

Kanal İstanbul Projesi, Deniz Salyasının yayılımını hızlandırır.

Prof. Dr. Naci Görür, Kanal İstanbul projesinin yapıldığı takdirde Karadeniz üzerinden gelen atıklarla dolu suların Marmara’ya daha hızlı yayılacağını iddia etti.

Kanal İstanbul Haritası – Anadolu Ajansı

Müsilaj sorununa karşın Teknolojik Çözümler.

Müsilajın oluştuğu bölgelerde aralıksız olarak deniz sıyırıcıların çalışması gerekiyor.

Açık Deniz Yağ Sıyırıcısı – Mavideniz firmasının ürünü

Açık denizlerde kullanılan Yağ sıyırıcıları genellikle su üzerinde yüzen petrol ve yağ çeşitlerini toplamak için kullanılıyor.
Bu yağ sıyırıcısı deniz salyasını toplayabilir mi?

şuan henüz bir deneme-sonuç açıklaması olmasa da fiziksel şartlar göze alındığında bu yağ sıyırıcılarının tam kapasiteyle aralıksız çalışmasıyla deniz salyasının toplanması aylar sürecektir.

Denizin içine bırakılan Yağ Toplama makinesi.

Bir çok kaynak, toplanması planlanan deniz salyasının ne yapılacağını bilmezken akıllara en yatkın gelen fikir tabii ki de Biyolojik Arıtma Tesisleri.

Gaziantep’de bulunan İleri Biyolojik Arıtma Tesisi

Bu yazıyı yazdığım 18.01 saatinden tam 7 dakika önce T.C Çevre ve Şehircilik bakanı Murat Kurum: “Toplanan müsilajın biyolojik arıtma tesislerinde arıtılacağını” duyurdu, ayriyeten geçmişten kalma “atık su arıtım” tesislerinin de ileri seviye biyolojik arıtma tesislerine döndürüleceğini duyurdu.

Damla Arıtma Teknolojileri merkezinin hazırladığı “Biyolojik arıtma şeması”

2013 yılı bakanlık raporuyla Türkiye de toplam 444 atık su arıtım merkezi vardır, 67’si Marmara bölgesinde bulunmaktadır.
2018 Anadolu Ajansı haberine göre ise sadece İstanbul da 81 adet atık su arıtma tesisi olup 72’si ileri biyolojik arıtma tesisidir ve geri kalan 9 tesis de geliştirilecektir.

Bakan Murat Kurum, yaptığı açıklamada Marmara denizinin temizliği için koordinasyon ekibi kurulacağını bildirdi.


Güzel günler görmeye çalıştıkça kötü günler görüyor, rahatlamak için deniz kenarına geldiğimizde dahi kötü bir sorunla karşılaşıyor, endişeleniyoruz; kendimiz, ailemiz, arkadaşlarımız ve geleceğimiz adına…

Kaynakça:
https://bit.ly/3imlpU4
https://bit.ly/3z4qDtt
https://bit.ly/3fXve9c
https://bit.ly/3pnIx60

Günün Şarkısı: Edip Akbayram – Güzel Günler Göreceğiz

Yorum bırakın